Böcek korkusundan bahsetmiyorum bile.
Ayrıca Mete yatağından tırmanmayı öğrendi bu yüzden döşeğini yere koyduk ve öyle uyutuyoruz.
Gece böceğin Mete'ye ulaşabilme korkusundan eşim o saatte açık bulabildiği 1 milyoncu dan toz böcek ilacı aldı.
Mutfağın belirli ve gözle görülmeyen yerlere koyduk ve kapısını çektik.
Öğleden sonra ne olur ne olmaz düşüncesi ile ilacı kaldırmaya karar verdim.
Mutfaktan elektrik süpürgesini almak içi banyoya gittim, gidiş geliş 40 adım falan.
O ara Mete mutfak çekmecesini karıştırmakla meşgüldü, ayrıca yerde bulduğu hiçbir şeyi ağzına atmayıp bana getirdiği ve ilacın da uzanamayacağı yerden olduğunu bildiğimden 30 saniye yalnız bıraktım.
Geri geldiğimde elleri ve ağız kenarları beyaz toz kaplamıştı. Beynimde yüksek gerilim hattı patlamış gibi hissettim. Hemen kucaklayıp ellerini ve ağzını temizledim, yıkadım. Kusturmaya çalıştım ama kusmadı. Eşimi arayıp acil hastaneye koştuk.
İlk olarak evimize çok yakın olan Özel Bölge Hastanesine koştuk ancak bizi kabul etmediler ve eğitim araştırmaya gitmemizi istediler.
Bizde bize en yakın olan Ümraniye devlete koştuk.
Bizi hemen kırmızı alana alıp ilgilendiler.
İlk olarak kan testi yaptılar.
Kan almak için çocuğu yarım saat ağlatıp, damar bulamadıkları için iki kolunu da delik deşik ettiler.
Akciğer filmi çekip bizi müşahede altına aldılar. O ara serum takmak için yine 10-15 dk damar yolu bulunamayıp ağlatıldı Mete, en sonunda ayağından takıldı. Zaten akşam 10 da taktıkları serum sabah 8 de ancak 2 parmak azalmıştı, gece serum gitmiyor sanki dememe rağmen tatmin edici cevap alamadım, sabah ise bitmediğini söylediğimde öylesine taktıklarını söyleyip çıkarttılar.
Saf kömür dedikleri ilaç verdiler. Meyve suyu ile sulandırıp içirdik. Tabi Mete suyu bile zor içtiği için nerdeyse yarım litreden fazla sıvıyı yavaş yavaş şırınga ile içirdim.
Neden çocuğuma boşuna eziyet ettiler anlamış değilim..
Kan ve akciğer sonuçları temiz çıktı ancak 24 st orada kalmamız gerektiğini söyledir.
Çocuğumun sağlığı söz konusu iken gerekirse 24 gün kalırdım orada ancak doktorların bize yaklaşım tarzı kesinlikle profesyonel değildi.
Tüm testlerin temiz çıkmasına rağmen, bizi gönderemeyeceklerini çünkü her an kalbinin durabileceğini bize defalarca söylediler.
Bunu engellemek için ise saf kömür içirilip, kan testi yapıp, bir iki damla serum takılmaktan başka birşey yapılmadı. Ha bide bir kaç defa ateşini ölçtüler. Gece boyunca sadece 1 kere hemşire yanımıza geldi o da ateşini ölçmek için.
Zaten fazlası ile korkmuş bir anne - babaya, ki durum da kritik değilken böyle birşey söylemek ne kadar etik, ne kadar insancıl bir davranış kararını size bırakıyorum..
O 24 saat bizim için nasıl geçti hatırlamak bile istemiyorum..
Ayrıca serum ayağından takıldığı için ve yatmak istemediğinden sürekli kucağımızda tutmamız gerekiyordu. İlk saatlerde Erhanla birbirimizi güzel idare ettik ancak sonrasında sürekli güvenlik gelip sadece 1 kişinin yanında kalabileceğini ve çıkmamız gerektiğini söyledi.
Belki bu kural büyükler için uygun ancak ufak bebeğin hastane ortamında tek bir kişinin durdurması çok zor , hatta imkansız. Keşke bu konudaki hassasiytlerini başka konularda göstermiş olsalardı..
Pazar öğleden sonra keyfi yerine gelen Mete diğer miniklerle oynayıp etrafa gülücükler saçtı.
Orada benzer nedenlerden yatan birkaç minik vardı, acil şifalar diliyorum. İnşallah bizim gibi sıkıntı yaşamadan atlatırlar.
Özellikle minik Cemre ve Melikeye çok çok geçmiş olsun.
Sonuç olarak Cumartesi 19:45 giriş yaptığımız hastanede ikinci testleri Pazar 18:00 yaptılar ve onların da temiz çıkması ile 20:00 taburcu olduk.
Çok şükür şu an evdeyiz, Mete'nin keyfi ve sağlığı gayet yerinde.
Allah yavrumuzu bize bağışladı.
Hepimiz yavaş yavaş yaşadığımız olayı atlatmaya çalışıyoruz.
Bize sevgilerini ve desteklerini hissettiren herkese tekrardan çok teşekkür ederiz, iyi ki varsınız.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder